Ana Sayfa Köşe Yazıları, Turan Ekinci 6 Temmuz 2023 36 Görüntüleme

Tehlikeli Mesaj “Anı yaşamak”

Son yıllarda yayımlanan kitapların birçoğunun anı yaşamak fikri üzerine kurulan bir anlayışla yazıldığını görüyoruz. Yabancıların Carpe Diem (günü yakala) olarak adlandırdığı bu akımın günümüzde özellikle gençlere enjekte edilmesinin tehlikeli boyutlarına gelin bir göz atalım.

Kişisel gelişim(!) adı altında piyasaya sürülen, birbirini sürekli benzer cümlelerle tekrar eden kitapların ne acıdır ki çoğunluk tarafından kabul görmesi ve ticari anlamda getirisi olması nedeniyle bazı yazarlar(!) ve yayınevleri de bu türe yönelmeye başladı. Özlemi ve yüklemi yer değiştiren cümlelerde yüzlerce sayfa basılan bu tür kitapların verdiği tek mesaj ise ne yazık ki “bencil ol” mesajından başka bir şey değil. Zerre kadar edebi değeri olmayan bu kitapların toplumda açtığı yaralar bu ticaretin sağladığı gelirin ne yazık ki gerisinde kalmaya başladı.

Elbette geçmişe takılı kalarak ve bilmediğimiz bir geleceğin planları arasında boğularak yaşamak sağlıklı değil ama sürekli insanlara “an bu an, yarın yok, senden başka insanlar değersiz, tek sensin, varsa yoksa sensin, kimseyi takma, kimseye önem verme” gibi bencilliğe özendiren ve duygusuzlaştıran bir anlayışla insanların sömürüldüğünü ve yalnızlaştırıldığını ibretle izliyorum. Tek başına bir yaşamı düşünmek çok saçma ve akıldan uzak bir davranış. Hiç şüphe yok ki “ben duygusu” insanın fıtratında olan bir özellik; ancak bunun kişileri asosyal, ruhsuz kişiliklere dönüştürecek mesajların sürekli verilmesi toplumu sevgiden, saygıdan, yardımlaşma duygusundan ve en önemlisi empati yapabilme yetisinden uzaklaştırdığını rahatlıkla gözlemleyebiliyoruz. Kendinden başkasının önemsiz olduğuna, dünyanın merkezinde kendisinin bulunduğuna inandırılmış kişilerin bu bozuk ruh haliyle gittikçe saldırgan, paylaşmayı bilmeyen, doyumsuz ve hatta intiharlara varan sorunlu karakterler olarak karşımıza her yerde çıktığını da görebiliyoruz.

Birbirimize dolaylı ya da doğrudan muhtacız. Sürekli bencillik aşılanan kişilere “madem öyle, ekmeğini kendin yap, arabanı kendin yap, evini eşyanı kendin yap, kimseye ihtiyacın yoksa hastalanınca ameliyatını kendin yap…” benzeri binlerce soru yöneltebiliriz değil mi? Herkesin kendisi için hizmet eden varlıklar olarak görmek ya da hiç kimseyle iletişim halinde olmayarak kendini korumaya aldığını düşünmek arasında bocalayan bu yapay insancıkların birer robota dönüşmesinin suçlusu, yukarıda bahsettiğim sözde kişisel gelişim adı altında bu konuda hiçbir eğitimi olmayan kişilerin yazdığı kitaplar ve benzeri medya organlarının sömürü amaçlı yayınlarıdır.

Hayatın imkanlarından olabildiğince yararlanmak tadını almak güzel ama bencilleşmeden. Birbirimize ihtiyacımız var çünkü. Eğer hayatın anlamı tamamen anı yaşamak üzerine kurulu olsaydı geçmişteki iyi veya kötü yaşanmışlıklardan bugün ders çıkarak bir an olduğunun farkına varmayacaktık, geleceği de aynı şekilde planlama şansımız olmayacaktı.  Sürekli anı yaşa mesajları ile bencil ve yalnızlığa itilmiş bir toplum mutlu olabilir mi? Bence imkânsız.

Anı yaşamak asıl amaç olsaydı şiirler yazamazdık sevdiklerimize, yarım kalan sevdalara, hasretlere, ayrılıklara, vuslatlara mesela. Yüzyıllarca okunan, okunacak kitaplar yazamazdık çocukluğumuzun anılarına gidip mesela. Sevdiklerimizin kayıplarında ağlayamazdık veya onlara sarıldığımızda varlıklarına şükredemezdik.

Gerçekten eğitimini almadan bu tür tehlikeli mesajları enjekte eden kitaplara karşı daha bilinçli olmalı ve mümkün mertebe edebi değeri olan, okuyucusuna gerçekten katkı sağlayacak kitapların çoğalması için hem yazarlar hem de yayınevleri daha dikkatli olmalılar diye düşünüyorum.

İyi bir hayat ve iyi insanlarla dolu bir dünya umuduyla.

Sevgilerimle.

Turan EKİNCİ

İnstagram: turanekinci.5560

Yorumlar

Tema Tasarım | Osgaka.com