Tanrıcılık Oyunu

Paylaş

Başlığı okuyan herkesin böyle oyun mu olur dediğini duyar gibiyim. O halde bakalım böyle bir oyun var mı ve var ise kimler nasıl oynuyor.

Hangi dinde olursa olsun inanışlar üç aşağı beş yukarı aynıdır; iyiler cennete kötüler cehenneme gider. Tabii bir de herkes kendi hesabını kendi verir inanışı yaygın. Hangi din olursa olsun ahiret hayatında kimse kimseye yardım edemeyecek ve kimse kimsenin işlediği günahın bedelini ödemeyecek veya sevabından ödül alarak faydalanamayacak.

Hal böyle iken peki hangi yetki ile insanlar başkalarının hayatına karışabiliyor, hangi ilahi bir emirle ailesi de dahil çevresindeki insanların hayatını kendince dizayn edebiliyor. İnandığı dine ve inandığı kitaba uymadan yine kendi inanışına göre Tanrı’nın vereceği ödül veya cezayı bu dünyada gücünün yettiklerine vermeye çalışan kişilerin yaptığı “tanrıcılık” ya da daha mantıklı deyimle “tanrıcılık oyunu” değil mi?

Mesela erkekler, kadınlar üzerinde inandıkları yaratıcının yetkilerini kullanarak ona sınır çiziyor, kıyafetinden konuşmasına varana kadar müdahale ediyor, izin verdiği ölçüde özgürlük kullandırıyor, kısacası kendince inandığı cehennemi bu dünyada yaşatmaya çalışıyor. Bırak günahı varsa onun derdi; sana ne oluyor? Bu durumda tanrıcılık oynamıyor mu bu kişiler? Bu tamamen cahil toplumların fiziki olarak gücünün yettiği her insana karşı tanrıcılık oynaması gibi geliyor bana. Bunu şiddetle reddediyorum diyemeyen herkes de bu oyunun figüranları olarak kıyısından köşesinden Tanrıcılık oynayanlara destek veriyor ne yazık ki.

Günah veya sevap kime, neye göre? Herkesin aynı yaratıcı tarafından eşit yaratıldığını düşündükten ve inandıktan sonra başkasının üzerinde cevap ve ödül verme gibi bir yetkiyi kim nasıl alabilir hiç düşündünüz mü? Bu berbat senaryodaki oyuncuların gerçekten bir yaratıcıya inandığını düşünebilir misiniz? Diğer bir deyişle yetkilerini istediği an kullandığı bir Tanrı’nın sınırsız gücü olduğuna bu kişilerin samimi olarak inandığını varsayabilir misiniz? Neresinden bakarsanız bakın tam bir sahtekarlık ve aldatma söz konusu maalesef.

Bugün beşerî kanunlarda bile bir kişi suç işlediğinde cezasını hukuk o kişiye veriyor, alakasız bir kişiye sen de gir hapse ve bu suçun ortağı olarak yat demiyor. O halde kâinatı var ettiğine inanılan yaratıcının yetkilerini kafasına göre kullanan ve bunu kendisine verilmiş bir hak gibi gören her zorba tanrıcılık oynamış olmuyor mu?

Aklın yolu bir sevgili dostlar. Kimse kimsenin üzerinde bu denli hak sahibi olamaz, kendi inandığı cennet veya cehennemin anahtarı kendisindeymiş gibi kimseye zulüm edemez. Aklın ve fikrin, vicdan ve ahlakın üstün olacağı bir dünya dileğiyle.

Sevgilerimle.

Turan Ekinci

İnstagram: turanekinci.5560