Ana Sayfa Gündem, Köşe Yazıları, Prof.Dr.İnanç Özgen 4 Nisan 2023 47 Görüntüleme

Beyin Kontrol Edilebilir mi?

Beyin, vücudun tüm işlevlerini kontrol eden, dış dünyadan gelen bilgileri yorumlayan ve zihin ve ruhun özünü somutlaştıran, ortalama 1300-1400 gramlık inanılmaz bir organdır. Zeka, yaratıcılık, duygu ve hafıza beyin tarafından yönetilen pek çok şeyden sadece birkaçıdır. Kafatası içinde korunan beyin, serebrum, beyincik ve beyin sapından oluşur.

Beyindeki elektriksel aktiviteyi kafa derisinden tespit etme ve kontrol etme yeteneği, yakında tıbbı dönüştürecek ve toplumu derinden değiştirecektir . Beyindeki elektriksel aktivite kalıpları, bir kişinin bilişini – normal ve anormal – ortaya çıkarabilir. Belirli beyin devrelerini uyaran yeni yöntemler, nörolojik ve zihinsel hastalıkları tedavi edebilir ve davranışları kontrol edebilir. Bu büyük umut eşiğini geçerken, zor etik ikilemlerle karşı karşıya kalmamızda olasıdır. 

BEYİN OKUMA

İnsan beynindeki elektriksel aktiviteyi sorgulama ve değiştirebilme yeteneği, biyokimyanın vücut için yaptığını, beyin için yapmayı vaat ediyor. Doktora gittiğinizde, vücudunuzun sağlığını ve olası hastalıklarını saptamak için kanınızın kimyasal analizi kullanılır. Kolesterol seviyenizin yüksek olduğu ve felç geçirme riskiniz olduğu önceden tahmin edilebilirse, felç geçirmemek için harekete geçebilme şansına sahip olabilirsiniz. Aynı şekilde, yakında tıp pratiğine girecek olan deneysel araştırmalarda, EEG ve diğer yöntemlerle beyninizdeki elektriksel aktiviteyi yalnızca birkaç dakika izlemek, yalnızca nörolojik hastalıkları değil, aynı zamanda DEHB ve şizofreni gibi zihinsel durumları da ortaya çıkarabilme şansına sahip olunacaktır. Dahası, beyninizden akan elektriksel aktiviteyi beş dakika boyunca izlemek ve zihninizin dolaşmasına izin vermek dışında hiçbir şey yapmamak, bireysel beyninizin nasıl çalıştığını ortaya çıkarabilir.

Gezici zihninize dokunmak, IQ’nuzu ölçebilir, bilişsel güçlü ve zayıf yönlerinizi belirleyebilir, kişiliğinizi algılayabilir ve belirli bilgi türlerini öğrenme yeteneğinizi belirleyebilir.

Örneğin; Okul öncesi bir çocuğun beynindeki elektriksel aktivite, örneğin o çocuğun okula gittiğinde ne kadar iyi okuyabileceğini tahmin etmek için kullanılabilir.

 Electric Brain’de (BenBella, 2020) kitabında anlatıldığı üzere, Seattle’daki Washington Üniversitesi’nden nöropsikolog Chantel Prat, zihinde sadece beş dakika EEG ile beyin dalgaları kaydettikten sonra, yabancı bir dil öğrenmenin alanı olan serebral korteks işleme diliminin belirli bir bölümündeki zayıf beta dalgalarını keşfederek dil öğrenimindeki zayıflığı ortaya koyarak bu alana yönelik bir aktivite ve güçlendirme yapılabileceğini söylemiştir. Bu ve bunun gibi sorular önemli bir araştırma alanı doğurmuştur. Şöyle ki;  “Bir kişinin zihnini bilme yeteneği, eğitim ve kariyer seçimlerini nasıl değiştirecek?” Bu özellik iş seçiminde nasıl bir planlama ön görecek, hepsi çok önemli konular. 

Carnegie Mellon Üniversitesi’ndeki sinirbilimci Marcel Just ve meslektaşları, “bir kişinin ne düşündüğünü deşifre etmek için fMRI” beyin görüntüleme kullanmaktadır.

Araştırmacılar, “bir kişinin belirli bir sayı veya nesneyi düşündüğünde, bir cümle okuduğunda, belirli bir duyguyu deneyimlediğinde veya yeni bir bilgi türü öğrendiğinde beynindeki karmaşık aktivite kalıplarını analiz etmek için makine öğrenimini kullanarak zihin okuyabilir ve kişinin spesifik özelliklerini anlayabilir, düşünceler ve duygularını öğrenebilirler.” demiştir.  Yine Uzman Araştırmacı Just, “Hiçbir şey bir düşünceden daha özel değildir”  diyerek ; “Düşüncenin okunması artık mahrem veya dokunulmayacak bir olgu değildir.” demiştir.

İNTİHARLAR GENELLİKLE ŞOK OLARAK GELİR

Bir insanın ne düşündüğünü bilme yeteneğiyle donanmış bilim adamları daha da fazlasını yapabilirler. Bir kişinin ne yapabileceğini tahmin edebilirler. Just ve ekibi, kişinin beyninin “ölüm” veya “mutluluk” gibi sözcükleri duyduğuna nasıl tepki verdiğini izleyerek, bir kişinin intihar etmeyi düşünüp düşünmediğini anlayabiliyor. Komedyen Robin Williams ve ünlü şef Anthony Bourdain’in trajik ölümlerinin gösterdiği gibi, intihar genellikle bir şok olarak gelir çünkü insanlar intihar düşüncelerini sevdiklerinden ve terapistlerinden bile gizleme eğilimindedir.

Birinin intihar etmeyi düşündüğünü ortaya çıkarmak için bu tür “beyin hackleme” hayat kurtarıcı olabilir. Yani beyine şok göndererek beyini bir çeşit sıfırlama ve intihar düşüncesinden men etme.

DÜŞÜNCE KONTROLÜ

Beyin devrelerindeki elektriksel aktiviteyi kontrol etme yeteneği, beyindeki elektriksel stimülasyonun kardiyak bozuklukların tedavisinde başarı sağladığını ve bu yeteneğin beyin bozukluklarını düzeltme ve yoluna koyma potansiyeline sahip olduğunu göstermektedir.

Araştırmacılar ve doktorlar, kafa derisinden elektriksel veya manyetik darbeler göndererek ve beyne elektrotlar yerleştirerek, Parkinson hastalığından kronik depresyona kadar çok çeşitli nörolojik ve psikiyatrik bozuklukları tedavi edebileceklerini görmüşlerdir.

Ancak “zihin kontrolü” olasılığı birçok kişiyi korkutmaktadır. Çünkü beyinle ve davranışlarla  ilgili hastalıkları tedavi etmek için, beyne gönderilen şok dalgaları ile ilgili geçmişte olumsuz birçok anı ve deneyim vardır. 

Tulane Üniversitesi’nden nöropsikolog Robert Heath, 1979 yılında, beyninin zevk merkezini uyararak, eşcinsel doğasını “iyileştirmek” için eşcinsel bir adamın beynine elektrotlar yerleştirmiştir. 

Yine; İspanyol sinirbilimci José Delgado, nöral devre seviyesinde belirli davranışların ve işlevlerin nasıl kontrol edildiğini anlamak ve elektrotlara enerji veren radyo kontrollü cihazındaki düğmelere basarak davranışları istediği zaman kontrol etmek için maymunlarda, insanlarda ve hatta saldıran bir boğada beyin stimülasyonları kullanmıştır.

 Canlıların hareketleri kontrol etmek, düşünceleri değiştirmek, anıları, öfkeyi ve tutkuyu uyandırmak gibi tüm aktivasyonların hepsi, Delgado’nun parmak uçlarındaydı ve beyne yerleştirdiği bu cihazlarla mümkündü.

Delgado’nun esas amacı, beyin uyarımı yoluyla dünyayı sapkın davranışlardan kurtarmak ve “psiko-medeni” bir toplum yaratmaktı.

Bir kişinin beynini elektrik stimülasyonuyla kontrol etme olasılığı, birçokları için rahatsız edicidir. Ancak zihinsel ve nörolojik bozuklukları tedavi etmenin mevcut yöntemleri ne yazık ki yetersiz ve çok körelmiştir. Bu nedenle bu yöntemlere başvurmak birçok araştırıcının önceliğidir. 

Çünkü; nörolojik ve psikoaktif ilaçlar, hedeflenene ek olarak birçok farklı sinir devresini etkileyerek geniş kapsamlı yan etkilere neden olmaktadır.

Bu bağlamda; sadece beyin değil, kronik depresyon tedavisinde kullanılan SSRI’lar gibi ilaçlarla etkileşime giren vücuttaki her hücrede doğal olarak bu durumdan  etkilenecektir.

Mevcut durumda, akıl hastalığı ve nörolojik durumları tedavi etmek için mevcut ilaçlar her zaman etkili değildir ve genellikle deneme yanılma yöntemiyle reçete edilmektedir. Yani ya tutarsa mantığı söz konusudur.

Psikocerrahinin; prefrontal lobotomi açısından trajik ve kötü bir şöhreti vardır. 

Ayrıca, herhangi bir cerrah hastasını ameliyat masasında kaybetme olasılığıyla karşı karşıyayken, beyin cerrahları bir hastanın hayatını kurtarmak ama kişiyi kaybetmek “akıl sağlığını tamamen bozmak” gibi benzersiz bir riskle karşı karşıyadır.

Beyin dokusunun cerrahi olarak çıkarılması, sağlıklı dokuya zarar vererek veya tüm işlevsiz dokuları çıkaramayarak hastalarda fiziksel, bilişsel, kişilik veya ruh hali işlev bozukluklarına neden olabilir.

Elektrokonvülsif stimülasyon (ECT) yoluyla tedavide, beyni ani bir şokla tutmuş olduğu elektrik fırtınasının ardından, beyin bir şekilde kendini sıfırlama şansını yakalar ve birçok hastaya bu şekilde yardımcı olunur. Yani bir çeşit beyne format atma olayıdır. Ancak; tüm hastalardan aynı dönüt sağlanamaz ve zayıflatıcı etki nedeniyle fayda sağlanamaz. 

Araştırmacılar; tüm beyni elektrikle patlatmak veya ilaçlarla doyurmak yerine, arızalı olan kesin sinir devresini uyarmak çok daha mantıklı bir davranış olacaktır, denilmektedir. 

Derin beyin stimülasyonunun; Parkinson bozukluğunu tedavi etmedeki başarısının ardından, doktorlar şimdi aynı yöntemi, distoniden OKB‘ye kadar çok çeşitli nörolojik ve psikiyatrik hastalıkları tedavi etmek için uygulamaktadırlar.

Ancak bu tedavilerde hastalıklı olan nöral devrelerin tam olarak neresi olduğu tam olarak bilinmediğinden, bu tedavinin daha çok insan deneyleri öncesi, insan dışı yapılan organizmalarda ki zihinsel bozukluklar için kullanıldığı ve sağlıklı dönüş alındığı bilinmektedir.

Parkinson hastalığı da dahil olmak üzere bu durumlara yardımcı olmak için elektrik stimülasyonunun nasıl çalıştığı tam olarak anlaşılamamıştır. Elektrotların nereye yerleştirileceğine veya hangi elektrik stimülasyon kuvvetinin ve modelinin kullanılacağına ilişkin gerekli bilgi her zaman mevcut değildir.

Kafa derisi yoluyla verilen ritmik ses veya yanıp sönen ışıklarla,  ultrasonik ve manyetik stimülasyon gibi beyin dalgalarını ve belirli beyin devrelerindeki elektriksel aktivite kalıplarını değiştirmeye yönelik eylemler, nöral aktivite ve mevcut ruh halini değiştirebilir. Bu özellikle depresyon ve migren tedavisinde başarılı sonuçlar ortaya koymuştur. 

Elektrik akımı, nöronların uygun beyin bölgelerinde ateşlenmesini uyarmak veya engellemek için kafa derisi üzerindeki bir elektrot tarafından uygulanabilir ve yukarıda bahsettiğim rahatsızlıklar noktasında fayda sağlayabilir.

Amerika’da ordunun, pilotlarda öğrenmeyi hızlandırmak ve bilişsel performansı artırmak için bu yöntemi kullandığı ifade edilmektedir. Araştırmacı yöntemim çok basit, beyin stimülasyon cihazları internet üzerinden satın alınabilerek yapılabileceğini söylüyor.  Ya da  dokuz voltluk pillerden kendimizin yapabileceğini. İlginç! Araştırmacı bu yaklaşımın insanları kendi kendine deneysel kobay haline getirebilme olasılığının bulunduğunu, bu nedenle sakıncaları olduğunu belirtiyor. 

Mevcutta; Hassas beyin stimülasyonu için  yeni yöntemleri geliştirildiği de belirtiliyor. Elektriksel uyarıların beyin dokusu içerisinde en hassas ve en az dirençli yerleri uyararak ve eletrotları geçerek aksonlara kadar uzanan beynin en hassas noktalarına ulaşabilmeyi amaçlamıştır.

Bu yöntem, bir fiberoptik kablo yoluyla beyne gönderilen lazer ışığını kullanarak ateşlemelerini çok hassas bir şekilde kontrol etmek ve  belirli nöronlardaki  ışığa duyarlı iyon kanallarını uyarmak için genetik mühendisliğini kullanmaktadır. Optogenetik stimülasyon insanlara uygulandığında, birçok nörolojik ve psikiyatrik bozukluğu giderebildiği halde insanlara olan kullanımının etik olmadığı belirtilmektedir.

EŞİĞİN GEÇİLMESİ

Onlarca yıl önce akıl hastalıkları için beyin stimülasyonu araştırmalarını kısıtlayan etik eksikliklerin ve endişelerin tarihsel arka planına karşılık;  ciddi akıl veya nörolojik hastalık tedavilerinden muzdarip insanları beyinlerinin optogenetik veya elektriksel stimülasyonu ile tedavi etmeyi reddetmenin doğru bir yaklaşım olmayacağı noktaya ulaşmaktayız.  Beyinlerinin elektriksel aktivitelerini okuyarak durumlarını objektif olarak teşhis etmekten vazgeçmede bu anlamda etik olmayacaktır. Ancak; beynin elektriksel aktivitesini doğrudan izleyip manipüle edebilme, daha önce var olmayan teknolojiden kaynaklanan önemli etik soruları da gündeme getirmektedir. Ama cin şişeden çıkmış vaziyettedir. Bu nedenle bu tedavi yöntemini tanımak artık kaçınılmazdır.

Not: Yazı, R Douglas tarafından “Scientific American” dergisinde, “Mind Reading and Mind Control Technologies Are Coming” isimli makaledeb derlenmiştir.

Kaynak:

https://benbellabooks.com/shop/electric-brain/. Alıntılanma Tarihi: 03.04.2023.

https://blogs.scientificamerican.com/observations/mind-reading-and-mind-control-technologies-are-coming/

Yorumlar

Tema Tasarım | Osgaka.com