Ana Sayfa Gündem, Köşe Yazıları, Prof.Dr.İnanç Özgen 11 Şubat 2023 13 Görüntüleme

DEPREM ve ELAZIĞ

Ülkemiz bizleri derinden etkileyen iki büyük depremler karşı karşıya kaldı. İlk günden itibaren tüm halk canıyla başıyla ne yapabilirimin peşine düşerken, bazı kendini bilmez kansızlar, deprem anında bile hırsızlık ve ahlaksızlık peşine düştüler.  İçimizi kanatan bir diğer konu depremi siyasi emellerine alet eden siyasiler oldu. Bu büyük felaketin siyasi bir yaklaşımla tarif edilmesi mümkün değildir.

Depremde yakınlarını kaybedenlerin; “ölü sayımızın az olmasına sevinir hale geldik” sözü içimizi acıtmakta ve tarihin sayfalarına geçmektedir. Halen arama kurtarma çalışmaları illerimizde devam ediyor. Mevla’dan isteğimiz, balık karnında Hz Yunus As. Merhamet eden yaratanın bu güzel insanlara da merhamet etmesidir.

 Yurt dışından ilk günden itibaren ülkemize yardıma koşan uluslara da minnettarız. İnsan olmanın güzelliği de bu zaten. Depremde birçok hikâye var. Hepsi acılı. Dün şahit olduğum bir hikâyede, çürük ev yapan yüklenicinin hayat gailesinde tekrar yaptığı eve taşınarak veya taşınmak zorunda kalarak, aynı evin enkazında kalması. Kaderin cilvesi. Ama yurt dışına kaçarken yakalanan yüklenicilerde var. Ceplerindeki kanlı parayla.

Gelelim ilimize. Elazığ, büyük ve kadim medeniyetin seçkin insanlarının yaşadığı yer. Depremin ilk gününden itibaren, son üç yılda üç büyük depremi yaşayan bir halk olarak bizler, kendinden daha kötü durumda olan Malatya başta olmak üzere, çevre illere canla başla koşturmaya ve ne yapabilirim, nasıl gönüllere dokunabilirim ’in peşine düştük. Çünkü bu depremi çok değil üç yıl önce yaşayarak büyük sıkıntılar çektik. Peki, Elazığ ili ne durumda? Çok mu iyi durumdayız?

Bu soruların cevabı; hiç de farklı değiliz. Çünkü depremde yıkım ve ölüm sayısı az olmasına rağmen, hasar gören yorgun bina olarak adlandıracağımız bina sayısı çok fazla. Çalışmalar başladığında bu işin ciddiyeti görülecektir, Gazi caddesi başta olmak üzere birçok mahallede toplu yıkımlar başlayacak, halk evsiz kalacaktır. Hürriyet caddesinde iş yerlerinin yoğunlukta olduğu birçok caddede binalar sallanıyor. Toplu yıkımlar kapıdadır. Halk köylerine göç etmiş durumda, sanayii ilk günden beri bomboş. Elazığ ili kısaca bu durumda.

 Kararname ile açıklanan; 10 ilde, 3 ay süreyle olağanüstü (OHAL) ilan edilmesine ilişkin cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nde ilimiz bu illerin içerisine alınmadı. Bu karar, depremden psikolojik, sosyolojik ve ekonomik olarak etkilenen bir il olarak bizleri derinden üzmüştür. Bu yanlışlığın düzeltilmesi, son 20 yıllık seçimlerde iktidar partisine en fazla oy veren bir İl’e verilecek değerin göstergesi olacaktır. Bu karardan Elazığ ili olarak ekonomik bir getirinden çok; manevi destek beklentisi bulunmaktadır. Aksi halde il olarak çevre illerin de sıkıntısını hafifletmeye gövdesini koymuş bir ilden üç depremin yıkıcı etkisini hafifletmesi ve unutması beklenemez.

Son olarak; çürük yapı yapan yüklenici, işini iyi yapmayan mühendis ve yapı denetimcileri, ruhsat verilmeyecek çok katlı binalara ruhsat veren belediyeler, yapılan yardımları engelleme yoluna giren her kim varsa, bu depremden maddi kazanç bekleyen ev sahipleri ve marketlere, “Allah hakkınızdan gelsin” demekten başka bir sözümüzün olmadığını söylemek isterim.

Cenabı Allah bir daha bu millete bir daha böyle büyük afetler vermesin. Amin!.

 

Yorumlar

Tema Tasarım | Osgaka.com