ÜZERİNDEN GEÇTİĞİNİZ VİCDANINIZ MI?

ÜZERİNDEN GEÇTİĞİNİZ VİCDANINIZ MI?

Yolda ilerlediğinizde ileri ufaklı hayvanların ezilmiş ve tepelenmiş vücutları ile karşılaşıyorsunuz. Bazen yolu ortalayıp, ezilmiş hayvanın ortasından geçseniz de, tekerleğinizin bir köşesinin ölü ve cansız yatan bu cansızın köşesine değdiği ve içinizin cız ettiğini hissediyorsunuz. Ya da zaten ölmüş, ne olacak ki diyorsunuz. Yolun ortasında yatan hayvanı kaldırmak bile aklınıza gelmiyor değil mi? Çıkmasaydı yola başına bu gelmezdi, zaten sayısı çok bu meletlerin sayısı. Doğdukça doğmuşlar namussuzlar. Zaten baharda gevrek ses çıkartıyor bu namussuzlar, boş verin sayıları azalır diyorsunuz.

Neye dünyaya geldiler ki bu gereksizler diyorsunuz. Bazen arabadan inip çiftine koskocaman 3000 TÜRK lirası verdiğiniz mübarek insan yapımı cızlavet lastiklerinize kan bulaşmış mı diye bakıyorsunuz. Üzerinden geçtiğinizin önemi yok. Yaratılmış ama, neden diyorsunuz. Haşa Allah bunları neye yarattı ki? Bir miyav, bir hav demek için bunca çeşit hayvana ne gerek vardı diyorsunuz. Abdestliyim zaten, bu düşüncenin bana günahı olmaz diyorsunuz. Zaten sayıları çok bu meletlerin. Bir çeşit faydamız oldu doğal seleksiyona, Darwin amca rahmet okuyacak belki de.

Bazen sizde üzerinden geçiyorsunuz bu hayvanları, anarya vitesinizi kullanarak ve ana avrat söverek.

Arkanıza bile bakmıyorsunuz çoğu zaman. Dikiz aynanızdan çırpınan hayvanın kalkan inen vücuduna üç saniselik göz bakışınızı kurban ediyorsunuz. Arabama bir şey oldu mu acaba diye inip arabanıza bakıyorsunuz sadece. Ha bir şey olmaz küçücük bir KAN lekesi. Yıkatırım geçer. Vicdanım da yıkanır diyorsunuz.

Bazen de 350 gram, cm3 litre/ mol cinsinden vicdanınız el veriyor iniyorsunuz. O çırpındıkça içiniz acıyor, o çırpındıkça üç saniselik içiniz kalkıyor, dumura uğramış küçük vicdanınızla.  Be hayvan nereden çıktın önüme be diyorsunuz, genetik geçmişine söverek. Unutma ama, o çarptığın kediye yaradan, 38 kromozoma ve yaklaşık 20,000 gen vermiş, köpek ise 78 kromozom, senden fazla ha bilesin.

Sonra olan ona olsun, kan dökmek nazarı önler diyorsunuz, bedavadan nazarı kovuyorsunuz aptal beyninizle. Ya bir çocuk olsaydı ne olurdu, ya büyükbaş hayvan oğlu hayvana çarpsaydım ne olacaktı. Koskoca 20.000 TÜRK liram gidecekti en azından diyorsunuz elinize cebinize sıcakça dokundurarak.  Boş ver vicdanım. Param cebimde kaldı. Bir gün bir tas su koymadım zaten bu meletlerin önüne. Bu hayvan para etmiyor zaten, para etseydi sokakta doğmazdı diyorsunuz. Sokakta doğmuşsa zaten terkedilmiştir. Terkedilmiş hayvan için vicdan azabı çekme süresi 3 sanisedir diyerek teselli ile pışpışlıyorsunuz kalbinizi.

Be hey vicdansız, bir ana o hayvanın yerine kendine koy. Biri çarpsın sana, sonra geri gelsin bir daha üzerinden geçsin, sonra inmeden sadece 3 saniselik bir dikiz ayna bakışıyla çekip gitsin. Sen yerde bir aşağı bir yukarı çırpınıver. Bakalım vicdanın 350 gram, cm3 litre/ mol cinsinden sızlayacak mı?

Lütfen Paylaş