Sinir uçları ve akl-ı selim…

Sinir uçları ve akl-ı selim…

Toplumların yumuşak karınları, fay hatları, kırılmaya meyyal noktaları vardır.

Değer yargıları, inanç sistemi, töre, gelenekler, yaşam tarzı vb. tercihleri insanın ve toplumların hassas sinir uçlarıdır.
Toplum mühendisliği yolu ile ülkeleri dolaylı olarak yönetmeye ve yönlendirmeye çalışan güçler, kurum ve kuruluşlar, servisler, devletler; kökü dışarıda dalları içeri sarkmış yapılar üzerinden bu fayları harekete geçirmek, sinir uçlarını kaşımak içün her türlü fırsatı, figürü, durumu kullanırlar ve de kullanmak üzere tetiktedirler, fırsat kollarlar.
Bu fırsat bir figür veya sembol üzerinden bulunduğunda da düğmeye basılır opere edilir ve gündeme oturtulur.
İletişim vasıtalarının ve sosyal medya mecralarının çok aktif olarak kullanıldığı bir dönemde toplumsal dönüştürme, yeni ve farklı bir yöne doğru içten içe evirme adına toplum mühendisliği yapan, manuple eden, kargaşa çıkarmak ve/veya kutuplaştırmayı tetiklemek isteyen odaklara karşı, akl-ı selimin galip gelmesi, ateşe benzin dökülmemesi, körüklenmemesi gerekli ve zorunludur.
Milletimiz ve devletimizin bugünü ve istikbâli adına konuşulması gereken önemli mes’eleler varken, toplumu  gereksiz gündemlerle meşgul etmek, mevzuları köpürtmek ve kaşımak en çok kim(ler)in işine gelir, durup düşünmek lâzım.
“Sinir uçlarına dokunma” mevzusunun senaristlerinin, akıldânelerinin asıl gayesi ne olabilir acaba diye de düşünmek lâzım değil mi ?
Yüzyıllardır jeo-stratejik olarak kritik bu coğrafyada aynı kazanda pişmiş, aşure olmuş, hoşgörüsü yüksek, affetmeyi yücelik olarak gören, ortak paydalarda sırt sırta verip dayanışan milletimizin bu benzeri durumlara karşı bağışıklığının olduğunu da unutmamak gerekir.
Dünyada güvenlik risklerinin yüksek olduğu, krizlerin ve savaşların yaşandığı, müstevli zihniyetlilerin ve onların hizmetkârları ve uşaklarının pusuda beklediği bir dönemi idrâk ettiğimiz bu günlerde kör döğüşü ile, fındık kabuğunu doldurmayan mevzularla vakit kaybetmemeli, uyanık ve tetikte olmalıyız.
Dünyayı ve insanlığı tehdit eden karanlık güçlerin ekmeğine yağ sürmekten imtina etmek; ayrıştırıcı değil birleştirici dil ve duruş sergilemek, milletimizin bütün fertlerinin gözardı etmemesi gereken bir sorumluluktur.
Dünyanın fokurdadığı bir dönemde küresel güçlerin Ukrayna’da, Tayvan’da, Doğu Akdeniz’de, Kuzey Afrika’da patlak veren arap baharında, Suriye ve Irak’ta gerçekleştirdikleri manüplasyonlara ve operasyonlara kısa zaman diliminde şahit olmadık mı ?
Akl-ı selimimizin geçmişte olduğu gibi benzeri durumlarda da galip gelmesini azîz milletimizin huzur, sükûn ve istikbâli adına temenni ediyoruz…
Lütfen Paylaş