KONFÜÇYUS DİNİ VE AHLAKİ YAKLAŞIMI

KONFÜÇYUS DİNİ VE AHLAKİ YAKLAŞIMI

Globalleşen dünyada Çin’in önemli bir güç olması, bu gücü hissettirmesi küresel Dünya’da endişe ile karşılanmaktadır. Çin’in büyük bilginlerinden biri olan Konfüçyüs’ün öğretileri Çin toplumunun dini anlayışının temelini oluşturmaktadır.

Mehmet Şemsettin Günaltay, Tarih-i Edyan adlı eserinde “Konfüçyüs’un geniş Çin ülkesinde sahip olduğu nüfuz cidden hayret vericidir,” demiştir. Konfüçyus, atalar kültüne bir medeniyeti inşa etmek istemiştir.

Ancak bu öğretinin ahlaki ve felsefi yönü ile kalmayıp, bir din öğretisi olarak ağırlığını hissettirmesi Çin inanışının temelini oluşturmuştur. Buradan hareketle, 1912 yılına kadar Konfüçyus dini Çin’in resmi dini olarak kabul edilmiştir. Hakikat üzerinde “Tien (Gök Tanrı)”, “Tao (Göğün yol ve nizamı)” kavramları ön plana çıkmıştır.

Konfüçyus ölümden sonraki hayat için herhangi bir ön görüde bulunmamıştır. Dünya hayatını düzene sokmanın asli hedefleri olması gerektiğini söylemiştir. Ancak; ölümden sonraki dünyanın varlığını inkâr etmemiştir. Yapılan hataların bedellerinin bu dünyada verileceğini iddia ederek, öğretilerinde hataların hemen telafi edilmesi gerekliliğini öğretmiştir. Ona göre; Dünya’yı yaratanın kim olduğu önemli değildir.

Göğün Tien ile irtibatı olduğuna inanmış, dua, ayin ve ibadete önem vermiştir. Oruç tutmuştur. Ölenlere dua ve kurban kesilmesini tavsiye etmiştir. Güneş ve Ay için ibadet düzenlenmesini emretmiş, ayinlerin resmi görevliler tarafından yönlendirilmesi gerekliliğini söylemiştir. Ahlak ilkelerini; köklü insanlık değerlerine bağlılık, kendine karşı dürüst olmak ve başkalarına karşı duyarlı olmak temelinde atmıştır. Ahde vefayı ön plana çıkarmıştır.

Erdemlik ilkelerini, insan sevgisi özünde temellendirmiştir. Hoşgörü ve cana yakınlığın insani temelde düstur edinilmesi gerekliliğini vurgulamıştır. Konfüçyüs’ün halen bizimde kullandığımız şu sözü bu erdemlilik ilkesinin temelini oluşturmuştur: “Kendine yapılması
istenilmeyen şeylerin başkalarına yapılmaması”, halen Türk toplumunun da bol bol kullandığı bir kavramdır.

Erdem’in kaybedilmemesi hususunda, “Gerekirse canınızı verin” diye tembihlemiştir. Mükemmel Erdem’in 5 koşulunu şöyle sıralamıştır: “Ağırbaşlılık, Cömertlik, Samimiyet, Doğruluk ve Nezaket”.

Konfüçyus insanları suç işlemeye ve yasaları çiğnemeye iten şeylerin başında fakirlik ve cehaletin geldiğini söylemiştir. Devlet yönetiminin temelinde; yeterli yiyecek, yeterli askeri güç ve halkın yönetime güvenmesinin olduğunu söylemiştir.

Hakkaniyet, samimiyet ve dürüstlüğün en temel ahlaki doktrin olması gerektiğini söylemiştir.

Konfüçyus aileyi hayatın temeline oturtmak gerektiğini söylemiştir. İnsanın evlenmeden ve bir erkek evlat bırakmadan ölmesini günah saymıştır. Ana babanın şerefine dokunan davranıştan çocukları men etmiştir. Koca adil, kadının itaatli olmasını söylemiştir.

Dürüst, samimi ve bilgili insanlarla arkadaşlık yapmak yararlıdır, demiştir.İdeal insan kendini ilme vakfeden bir bilgedir. ”demiştir.

Sözlerimizi Konfüçyus’a atfedilen anlamlı bir söz ile kapatalım:

Eğitimli insanlar öncelikle adalete değer verir. Eğitimli insanlar adalet olmadan cesaret sahibi olunca asi olurlar. Küçük insanlar adalet olmadan cesaret sahibi olunca haydut olurlar.

 

Kaynak: Fettahoğlu,S.  2003, Konfüçyus ve Öğretisi. Researchgate.org.

Lütfen Paylaş