OKUDUĞUM İLK KİTAP ve ÖMER SEYFETTİN

OKUDUĞUM İLK KİTAP ve ÖMER SEYFETTİN

Hemen hemen her insan okuduğu ilk kitabı hatırlar. Okuma bayramında, kurdele merasiminde okuma yazmaya ilk geçen öğrencilere hediye kitap verilirdi. İlçe ilkokulu ve devlet okulunda yapılan çok anlamlı bir kutlamaydı. Kitaplar öğretmen veya idare tarafından alınırdı. İlkokulumun müdiresi annemdi. Hediye edilen kitabımın ismi Ömer Seyfettin’den, “Başını Vermeyen Şehit” kitabıydı.  Bir günde okuyup bitirmiştim. Çok sonraları kaderin cilvesi ki aldığım ilk kitap hediyesinin yazarı Ömer Seyfettin’in doğduğu yer olan Gönen’de, yedek subay asker iken askerlere halk eğitim müdürlüğünün açmış olduğu kurs kapsamında “Arıcılık” dersi vermiştim. Belki de Ömer Seyfettin’in memleketinde, okuma bayramında aldığım ilk hediyenin diyetini ödemiştim. Kader. 1980’li yıllarda ilkokul çocuğuna verilen hediyenin ne kadar anlamlı olduğunu şimdi anlıyoruz. Seçilen yazar, seçilen kitaplar. Kaşağı, Bomba, Başını Vermeyen şehit. “Türküm! Doğruyum, Çalışmak! Ülkemi ve Yurdumu Canından Çok sevmek” kavramları ile güne başlayan yeni nesil verilen kitaplar. Hepsi ana baba, ata, vatan, millet sevgisi kokan kitaplar. Bu kitaplarla okuma serüvenine çıkan çocuklardan vatana millete bilerek ve isteyerek zarar gelir mi? Bence çok nadirdir.

Gelelim Ömer Seyfettin’e. Ömer Seyfettin Türk dili sevgisini aşılayan, o dönemin Sevr tutkunlarının boğazını düğümleyen Diyarbakırlı Ziya Gökalp ile Türkçenin günlük hayatta kullanımının yaygınlaştırılmasında önemli roller oynayan önemli bir şahsiyet. Ömer Seyfettin denildiğinde yaşamının çok uzun olduğu sanılır. Çünkü onu tanımayan azdır. Ömrü sadece 36 senedir. Muhtemeldir ki şeker komasından vefat etmiştir. Diyet, Pembe İncili Kaftan, Ant, Beyaz Lale, Yalnız Efe, Perili Köşk, Kaşağı, Bomba, Forsa, Kızıl Elma Neresi? Tuhaf bir Zulüm, Kaşağı, Aleko önemli eserleridir.

Okumuş olduğum ilk kitap olan Başını Vermeyen Şehit kitabından bahsedelim. Bu kitabın ana karakteri, “Kuru Kadı”’dır. “Kuru Kadı;” Kendi yetenekleri ve yüceliği ile bilinç ve bilinçdışı arasında, bağ kurabilen üst düzey bir kişiliktir”. Kızılelma’ya ulaşmak için, “Din ve Geleneğin” en önemli değerler olduğunu savunur. Din, milli ruh ve milli benlik toplumun en önemli değer yargısı olarak verilir.  Kuru kadı, Grijgal kalesinde asker olmamasına rağmen askerlerle birlikte kale savunmasında bulunur. Kuru kadı, 14 asker arkadaşı ile Kurban bayramında vatanı ve milleti için canını vermeye hazırlanan kurbanlar gibidir. Tıpkı oğlunu Allah’a kurban vermeye hazırlanan Hz İbrahim gibi.

                Kuru kadı, kaleye kutsal bir mabede dönüştürür. Bu kutsal mabet Vatan’dır özünde. Kuru Kadı, kurban bayramını, vatan için şehit olmaya benzetir.  Kuru Kadı, hikayede kendini öz milletinin yerine koyar. Öykü, millet hafızasını, milli reflekse dönüştürür. Öyküde önemli olan diğer iki karakter olan Deli Mehmet ve Deli Hüsrev’de Kuru Kadı gibi bireysellikten toplumsal reflekse dönüşümün, milli ve manevi değerlerle anlam kazanacağını savunur. Seyfettin, burada Deli kavramını coşkun, engin, zeki ve güçlü ibarelerinin yerine kullanarak, bu hasletleri milli müdafaa da asli unsur olarak görür ve hissettirir. Bu iki kişilikte Anadolu insanında var “olan “ Koşmanın ve arzu etmenin temelinde köke, dine, dile, toprağa ve millete dönüş vardır” ibaresinin okumalarını hissettirir.  Doğum ile ölüm arasındaki salınımı nesnellikten alarak, milli ve manevi değerlere huzme eder.  Yitirilmiş cennetin anahtarının gazadan, şehitlikten ibaret olduğunu okuyuşuna hissettirir.

                Evet! İlk kitap hediyesinin içeriği buydu. Ne mutlu ki bu kitabı seçip, hediye etmişler. Ne mutlu ki bu zihniyetteki öğretmenlerin elinde yetişmişim. Böyle kitaplarla hayata başlayan ve okuma bayramı hediyesi alan nesilden her halde vatan, millet için çok az çürük elma çıkar.

Şükür her halimize.

Kaynaklar:

Veysel, Ş., 2008. Ömer Seyfettin’in “Başını Vermeyen Şehit” Adlı Öyküsünde Kendilik Bilinci. Türk Dili, Cilt: XCVI, Sayı 680, s: 111–123.

Çetin, M., 2020. Ustalar ve Güzel İnsanlar. Biyografi.net. 149 s.

Lütfen Paylaş