Ne çok söz söylendi anlayana…

Ne çok söz söylendi anlayana…

Ne çok söz söylendi, ne çok kelâm sarf edildi canlar !

Duymak isteyen duydu, istemeyen “aman sende” dedi !

Dünyaya kazık çakan akıllıların (!) akibeti bile o hamakât ehline ders vermedi !

Gevheri sandıktaki kuyum zannedip de biriktirdi dünyacı !

“Dil”i lezzet tomurcukları, lokma yutucu ve lakırdı edici bir vasıta bildi gafil, dil ki gönül idi, ey hakikâtten bîhaber !

Dünyalıkla övündü, kibirlendi, sevindi, oynadı, oyalandı, biriktirdi, süslendi, eğlendi; şımardı, azdı, azgınlaştı, kazık attı, takla attı, kırdı, döktü, saçıp savurdu, çaldı, arakladı…

Alınca kazandığının verince kaybettiğinin hesabında yanıldığını bile fark edemedi.

Sınanırken sınadığını zannetti…

Gördüğünü gördüğünden ibaret zannetti de hakikâti ıskaladı.

O çok sevdiği, doyamadığı dünyanın bir gün kendini üteceğini, soyup soğana çevireceğini ve yutacağını anlamadı !

Ziyâ Paşa koysun noktayı;

“Bir yerde ki yok nağmeni takdir edecek gûş 

Tazyî-i nefes eyleme tebdil-i makâm et”

 

(Eğer bir yerde söylediklerinin kıymetini bilecek insanlar yoksa boşuna nefes tüketme, mekânını değiştir.)

 

Sevgiyle kalın.

Lütfen Paylaş