Türkiye’nin Prebiyotikleri

Türkiye’nin Prebiyotikleri

Kaç gündür içimden şöyle bir başlık atmak geliyordu “Türkiye’nin Prebiyotikleri” diye.  Ama atamadım.. Çünkü Türkiye’de yetişen bitkilerin prebiyotik özelliklerini bilmiyoruz..

Prebiyotikler.. Genelde toplumumuz probiyotiklerle prebiyotikleri birbirine karıştırıyor. Probiyotik dediğimiz şeyler, aslında bakteri kökenli ve canlı mikroorganizmalar.. Prebiyotikler ise “Vücudumuza faydalı bakterilerin sayısını arttıracak nitelikte olan aktif bileşenlere verilen isim“..

Dünya’da kabul görmüş ve pazara oturmuş tek bir prebiyotik bileşen var, o da “inülin“. Yani elimizde bir referans değer var.

Bir bileşenin prebiyotik olması için 3 kriteri karşılaması gerekiyor. Bileşenin mide asidinden etkilenmeden bağırsaklarımıza ulaşması gerekiyor. Ulaşan bu bileşenin oradaki bakteriler tarafından fermente edilmesi gerekiyor. Ve fermente edilen bileşenin oradaki yararlı bakterilerin sayısını arttırması gerekiyor. Bu kriterleri sağlayan her türlü bileşene prebiyotik diyebiliyoruz.

Ama söylemek istediğim konu bu değil. Söylemek istediğim konu, devasa bir pazarı olan, prebiyotiğin bebek mamalarından, kozmetiğe kadar kullanıldığı ve hepsininin ülkemizde üretimi olmayan “inülin” içermesi ve özellikle akademiden birisinin çıkıp, biz inüline alternatif ne bileyim “keçiboynuzu lifi” geliştirdik dememesi.. Belki de geliştirmiştir, bilmiyorum. Bunu dert ediniyorum kaç gündür.

Çünkü referans değer belli, şartlar belli, ülkemizde binlerce lif kaynağı belli.. Ama bir konsensus oluşturup bakmamış mıyız? Ya da bakmışsak, biz bilmiyoruz. Lütfen böyle bir yayın varsa paylaşın. Ekonomik olarak uygulanabilirliğine bakalım ve gerekiyorsa da Bakanlık düzeyinde bu ürünü “prebiyotik” olarak kodekse ekletelim. Eğer konu bilimsel olarak ispatlanabilir ve ekonomik olarak da üretilebilirse, bunun savaşını sonuna kadar vermeye hazırım.

Ya belki ülkemizdeki muz kabukları prebiyotik içeriyordur.. Ya da soğanların kabukları.. Ya da ne bileyim keçiboynuzu.. Ya da ormanlarımızda yetişen bir meyve.. Bilmiyoruz..

Türkiye’nin acilen sadece “prebiyotikler üzerine karşılaştırmalı analiz yapabilen” bir çalışmaya ihtiyacı var. Bilimsel olarak inülini geçen ve ekonomik olarak üretilebilen bir prebiyotiğe ihtiyacımız var. Bir değil, aslında onlarca prebiyotiğe ihtiyacımız var.

Prebiyotikler sadece insan beslenmesinde değil, hayvanların beslenmesinde de kullanılmaktadır. Prebiyotiklerin temel özelliği aslında yararlı bakterilerin sayısını arttırarak, besinlerin vücudumuza daha kaliteli bir şekilde geçmesinin sağlanması, vitamin sentezi ve bağışıklık sistemimizin güçlenmesi anlamını taşımaktadır.

Bu arada ülkemizde prebiyotikler konusunda bu zamana kadar sadece “62” tane tez yapılmış. Hepsine baktım. Fındık kabuğu, muz kabuğu, şeftali posası gibi şeyler çalışılmış ama inülini geçen aralarında yok.

Bu ayrıntı gözden kaçmamalı!

Sağlıcakla kalın…

 

Lütfen Paylaş