İLBER ORTAYLI: KRALİÇE II. ELİZABETH İSLAMİ BİLGİLERE MERAKLIYDI

İLBER ORTAYLI: KRALİÇE II. ELİZABETH İSLAMİ BİLGİLERE MERAKLIYDI

Tarihçi ve yazar Prof Dr. İlber Ortaylı sosyal medya hesabında Kraliçe II. Elizabeth’in ölümü üzerine bazı açıklamalar yaptı. Bu açıklamalarında Kraliçe’nin önemli krizlerde denge unsuru olarak birçok krizin büyümeden önlenmesinde önemli katkısı olduğunu belirtti. Açıklamaları söyle:

“1952’de babasının ani ölümü üzerine tahta geçti. Tahtta kaldığı 70 yıl, 5 yaşında tahta geçen ve uzun yaşayan XIV. Louis hariç tutulursa Avrupa tarihinde rekordur.
Kraliçe II. Elizabeth iyi bir biniciydi. II. Dünya Savaşı’nda motorize alaylarda çalıştığı için cip kullanmayı seviyordu, atlarla ilgileniyordu, bitkileri seviyordu. Özel tahsilinin hangi alanları kapsadığı tartışılıyor. Rahat konuşan bir hatip değildi; demeçlerinin hepsi yazılı ve dikkatliydi. Zaman zaman cumhuriyetçiliğin bile kuvvetlenme eğilimi gösterdiği Birleşik Krallık’ta her şeye rağmen İngiliz monarşisinin kendine has âdetleri ve saygınlığını koruduğu söylenebilir. Onun zamanında mülteci problemini çözen devletlerdendir. Hatta geniş Müslüman tabanın, Arapların “God save the Quenn” lafını, “Allâhı yensuru meliketi” deyimini sıkça telaffuz ettikleri biliniyor.
2008 yılındaki Türkiye ziyaretinde kendisinin resmi mihmandarıydım. Tezhip konusunda inanılmaz bilgi ve hassasiyeti vardı. Bursa ve Topkapı Sarayı Müzesi’nde geçirdiği zamanlarda bunu anladım. Sakindi, soğuk görünmesine rağmen son derece saygılıydı. İslami bilgilere meraklıydı. Gezdikleri yerleri değerlendiriyordu. Zaten Windsor Hanedanı’nın özelliğidir; Prens Philip beraberinde olurdu ve Veliaht Charles da Türkiye’yi iyi tanıyan, İstanbul’u iyi değerlendiren çevresine âşık bir hükümdardır. İngiltere’deki hükümdarlık için her şeye rağmen Kral Faruk’un Mısır’dan terke zorlandığı zaman sarf ettiği söz geçerlidir: “Çok yakında dünyada beş kral kalacak; biri İngiltere kralıdır, dördü iskambil kâğıdındakilerdir. ”Britanyalıların kraliçesi bazen beklenmedik çıkışlar da yapabiliyordu. 1961 yılında üç siyasi idam gerçekleşmeden önce İran dönüşünde hassaten bunun için Ankara’ya iniş yaptığı, devlet başkanıyla görüştüğü biliniyor. Türk sanayisinin yayıldığı, köklenmeye başladığı bir memleketin başındaydı. Bu memlekette demokrasinin konumu elbette birçok ülkeye göre çok eskidir ve takdire şayandır. Ancak her şey de yüzde yüz iyi gidiyor demek değildir. Nitekim uzun 70 yıl içinde kraliçenin fazla rahatsız etmeyen, yerinde müdahaleleriyle bazı krizler önlenmiştir.”

Lütfen Paylaş