Ana Sayfa Köşe Yazıları, Turan Ekinci 22 Mart 2023 41 Görüntüleme

Erkekler Ağlamaz mı?

Cahil toplulukların en önemli özelliklerinden birisi -hiçbir eğitimi olmadığı halde- daha çocukluktan itibaren başlayan bir öğreti zincirinde herkesin söz sahibi olmasıdır. Herkes kendince uydurduğu kurallarla bireylere toplumda nasıl olacağına veya olmayacağına dair kriterler belirler ve uymayanları da yine kendi yarım akıllarınca yargılayıp cezalandırırlar.

İnsanın yaradılış özelliklerinin hiçbiri bu topluluklarda önemli bir olgu değildir. Onlar için tanrının yarattığı özelikler ve davranış biçimleri değil kendi kafalarındaki düşüncelerine göre yaşamak asıl geçerli olandır. Gülmek, ağlamak, konuşmak, tartışmak, susmak, üzülmek, kızmak, bağırmak, kendi özgür düşüncesini söylemek, dilediğince sohbet etmek, koşmak, bacak bacak üstüne atmak, elleri bağlamak, yatmak ve daha birçok örneklerini vereceğimiz yaratılış özellikleri ile insan bunları bu cahil öğreticilerin keyfine göre yapmak zorundadır. Aksi halde tanrının bile bu kişileri ret edeceğine, ağır cezalar vereceğine kadar varan hükümlerle anında cezalandırma haklarını kendilerince görürler.

Konuyu uzatmadan bizim gibi cahilliği hala aşamamış toplumlardaki erkeklere biçilen roller ve o rollerin sahnelenmesi neticesinde benliğinden uzaklaşan insanımsı varlıkların neler yaptıklarına ve nasıl yaşadıklarına bir göz atalım ne dersiniz!

Daha küçüklükten itibaren fiziksel üstünlükleri kadınlar üzerinde egemenlik kurmak üzere programlanan bu varlığa bir sonraki adımda çok daha fazla misyonlar yüklenmeye başlıyor. Erkek adam ağlamaz, erkek adam üzülmez, erkek adam kendini salmaz, yıkılmaz, kendini ezdirmez, vurur, kırar, döker, erkek adam kadın gibi gülmez, erke adam ciddi olur, yılışmaz, kırışmaz…

Bir tarafta insani duygularını bu kıstaslarla geride bırakmaya zorlanan erkek diğer tarafta bu şekilde yetiştirilmiş erkeklerin şiddet eğilimi, acımasız, yardım duygusundan yoksun, empati yapmayı bilmeyen, saygısız tavırlarından rahatsız olan toplum…

Ne yaman çelişki değil mi?

Kendi elleriyle canavarlaştırdığı insanın bu kez özelliklerinden rahatsız olan toplum. Bu noktada başta aileler olmak üzere okullarda öğretmenler, medyada program yapımcıları, devletin eğitim kurumları topyekûn bir sorumluluk duygusuyla hareket etmeli ve bu çelişkiye dur demelidir.

Erkeklere ağlamayı öğretin; öğretin ki ağlattığı insanların neler yaşadığını anlasın.

Erkeklere fiziksel özelliklerinin değil ruhunun kuvvetli olması, duygularını yaşayabilen canlılar olmasını öğretin; öğretin ki kadınlar, çocuklar dahil herkesin duyguları olduğunu hissetsinler.

Erkeklere gülmeyi öğretin; öğretin ki gülmenin şiddeti önleme noktasında ilk olumlu adımı olduğunu anlasınlar.

Erkeklere empati yapmayı öğretin; öğretin ki kendi canları yanmadan karısındaki canların acısını hissedebilsin.

Erkeklere vurmayı kırmayı değil, sevmeyi, sevilmeyi öğretin; öğretin ki kırılan herkesin bir gün kendi yakınlarını da kıracağını bilsin.

Erkeklere ev işleri yapmayı öğretin mesela; öğretin ki kadınların kendine ayıramadığı zamanların bedenlerinde nasıl tahribat yaptığını öğrensinler.

Erkeklere başkalarının kızlarının el kiri olmadığını öğretin; öğretin ki yarın kirli eller kendisine ait olanlara el atmasınlar.

Erkeklere kısaca insan olmayı öğretin ki insanca bir toplum olsun ve insanca birlikte yaşamanın tadına varsın herkes.

Sevgiyle kalın dostlarım.

 

Yorumlar

Tema Tasarım | Osgaka.com