Ana Sayfa Dr.Halil KARAN, Gündem, Köşe Yazıları 5 Mart 2023 94 Görüntüleme

TARIM ALANLARINDA AYNI HATAYI YAPMAYALIM

İnsanoğlunun yaşadığı her alanda büyük sorumlulukları olmasına rağmen her nedense insanlar olumsuz bir yaşam tarzını ya seçiyor ya da seçmek zorunda bırakılıyor. Doğanın da kendine ait yasaları bulunmaktadır, ama insanoğlu doğanın kendine ait olan yasalarına sürekli karşı çıkmıştır. Ülkemizin genel olarak dağ ve derelerden oluştuğu görülmektedir. Yerleşim yerlerinin çoğunda derelerin doldurularak üzerine binaların yapıldığı görülmüştür. 27 Aralık 1939 tarihinde meydana gelen büyük Erzincan depreminde 32.968 kişi hayatını kaybetmiştir. 1939 yılında ülke nüfusunun yaklaşık 17 milyon olduğu düşünüldüğünde hayatını kaybeden kişi sayısı nüfusun yaklaşık binde 2 si civarında olmuştur. İlimizde meydana gelen Ocak 2020 depreminde 41 kişi hayatını kaybetmiş yüzlerce bina oturulamaz hale gelmiştir. Yine Ekim 2020 İzmir depremi 117 kişi hayatını kaybetmiştir. 11 Ağustos 2021’de Türkiye’nin Karadeniz Bölgesi‘nde aşırı yağış sonucu oluşan sel, su baskını ve heyelanlar sonucu 97 kişi hayatını kaybetmiştir. Büyük Erzincan depreminden sonra meydana gelen depremlerde genel olarak binalarda hasar çok olmasına rağmen yıkılan bina sayısı az, hasarlı bina sayısı fazla olmuştur. Nüfus yoğunluğu dikkate alındığında en fazla insan kaybı Erzincan depreminde sonrasında Kahramanmaraş depreminde olmuştur. İlimiz için en büyük şans Ocak 2020 de meydana gelen deprem sonrasında hasarlı binaların yıkılıp depreme dayanıklı yeni binaların yapılmasından dolayı diğer iller kadar etkilenmemiştir.

Yaşadığımız bu son deprem öncesinde yaşanan doğal afetlerden ders çıkarmamız gerekirken gerekli dersleri çıkarmamamız büyük bir talihsizlik olmuştur.  Kahramanmaraş depreminden sonra ülkemizin birçok ilinde durumun ciddiye alındığı görülmektedir. İlimizin talihsizliği Sürsürü gibi toprak profilinin yüksek olduğu bölgelerin imara açılmış olmasıdır. İlimizde her ne kadar bu tür bölgeler yapılaşma için imara açılmış olsa da yeniden değerlendirilmeye alınması gerekir. İmara açılan veya açılması düşünülen alanların öncesinde jeolojik etüt raporu alınmalı, etüt raporunun uygun olması sonrasında Ziraat Mühendisleri Odası tarafından oluşturulacak bir heyet tarafından tarımsal açıdan uygun olmadığına dair bir rapor alınmasının zorunlu olması gerekir.

Geleceğin stratejik öneme sahip olan tarımsal alanlarının tarım dışına itilmesiyle geriye dönüşü olmayan hataların yapılmasına mutlaka engel olunması gerekmektedir. Uzmanlar tarafından yerleşim yerlerinin tarım dışı alanlarda yapılmasının güvenlik açısından oldukça önemli olduğu vurgulanmaktadır. Pandemiyle birlikte geleceğin en stratejik ürününün gıda olduğunu artık hepimiz biliyoruz. Gıdaya ulaşmanın en önemli yolu tarımsal alanlar üzerine bina ve yollar yapılmadan bu alanları geleceğe taşımakla mümkündür. Pandemi döneminde  tarımsal alanlar üzerine yapılan kontrolsüz-kaçak yapılar, son depremle birlikte bu tür yapıların devam edeceği söylentileri, yapılan yeni binaların oturum alanlarının da fazla olması tarımsal alanlara oldukça fazla zarar verdiği/vereceği görülmektedir.

Yıllarca deprem konusunda yapılan uyarıların toplum tarafından dikkate alınmamasının faturası oldukça ağır olmuştur. Şayet tarımsal alanların aynı zamanda yeraltı sularının korunması için yapılan uyarıları dikkate almadığımızda, ileride çok daha kötü felaketlerle karşılaşmamız kaçınılmaz olacaktır.

Açlık ve kıtlığın vereceği zarar hiçbir afete benzemez!

Pandemide boşaltılan marketleri hepimiz hatırlıyoruz değil mi ?

 

Yorumlar

Tema Tasarım | Osgaka.com